Diş Eti Kanseri

Diş eti kanseri ağız kanserlerinin önemli bir alt türü olarak erken evrede yakalandığında yüksek başarıyla tedavi edilebilen, ancak ihmal edildiğinde hayatı ciddi şekilde tehdit eden bir hastalıktır.

Diş etinizdeki küçük bir yara haftalar geçmesine rağmen kapanmıyorsa, diş etinizde açıklanamayan bir renk değişimi fark ettiyseniz veya dişleriniz belirgin bir neden olmaksızın sallanmaya başladıysa, bunlar sıradan bir diş eti rahatsızlığının ötesinde bir duruma işaret ediyor olabilir.

MebaDent Şişli Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği olarak, Mecidiyeköy’deki merkezimizde ağız içi muayene ve erken teşhis konusunda titizlikle çalışıyoruz. Diş eti kanseri belirtilerini diğer diş eti rahatsızlıklarından ayırt etmek, doğru yönlendirme yapmak ve hastalarımızın en kısa sürede uzman tedavisine ulaşmasını sağlamak önceliklerimiz arasındadır.

Diş Eti Kanseri Görseli
Diş Eti Kanseri Görseli

Diş Eti Kanseri (Gingival Kanser) Nedir?

Diş eti kanseri, diş etlerini oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan malign bir tümördür. Tıbbi literatürde “gingival kanser” olarak adlandırılan bu hastalık, ağız kanserlerinin (oral kanser) bir alt grubu olarak sınıflandırılır. Diş eti kanserinin büyük çoğunluğu, diş eti yüzeyini kaplayan yassı hücrelerden kaynaklanır ve bu nedenle “skuamöz hücreli karsinom” olarak tanımlanır.

Normal şartlarda diş eti hücreleri belirli bir düzen içinde bölünür, yaşlanır ve yerini yeni hücrelere bırakır. Ancak genetik mutasyonlar, kronik tahriş veya çevresel etkenler bu döngüyü bozduğunda hücreler kontrolsüz çoğalmaya başlar. Oluşan tümör önce diş eti dokusunda sınırlı kalır, tedavi edilmezse çene kemiğine, komşu yumuşak dokulara ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabilir.

Diş eti kanseri, tüm ağız kanserleri içinde nispeten daha az görülmekle birlikte sinsi bir seyir izler. Erken evrede konforlu oluşu, birçok hastanın belirtileri basit bir diş eti iltihabı sanarak geçiştirmesine neden olur. Oysa erken teşhis, tedavi başarısını doğrudan belirleyen en kritik faktördür.

Alt ve Üst Diş Eti Kanserleri Arasındaki Farklar

Diş eti kanseri hem alt çenede hem de üst çenede gelişebilir, ancak bu iki lokalizasyon arasında klinik açıdan önemli farklar bulunur.

Alt diş eti kanseri, daha sık karşılaşılan tiptir. Alt çenedeki diş eti dokusu, tütün ürünleri ve alkolün doğrudan temas ettiği bir bölgede yer aldığından kronik tahrişe daha fazla maruz kalır. Alt çene kemiği anatomik olarak daha yoğun ve kompakt bir yapıya sahiptir; bu durum tümörün kemiğe invazyonunu bir süre geciktirebilir, ancak tümör kemiğe ulaştığında cerrahi müdahale daha kapsamlı hale gelir.

Üst diş eti kanseri ise anatomik komşulukları nedeniyle farklı bir risk profili taşır. Üst çene, burun boşluğu ve maksiller sinüse yakın konumda olduğundan, ileri evre üst diş eti kanserlerinde tümör bu boşluklara yayılabilir. Üst çene kemiği alt çeneye kıyasla daha süngerimsi yapıdadır ve bu özellik tümörün kemik içine daha erken penetre olmasına zemin hazırlar.

Tedavi planlaması açısından bakıldığında, alt diş eti kanserlerinde çene rekonstrüksiyonu (yeniden yapılandırma) genellikle serbest kemik greftleri ile mümkünken, üst diş eti kanserlerinde obturatör protez veya daha karmaşık rekonstrüktif yaklaşımlar gerekebilir. Her iki lokalizasyonda da erken evrede yakalanan diş eti kanseri, cerrahi ile başarılı şekilde tedavi edilebilir.

Diş Eti Kanseri Belirtileri: Nasıl Anlaşılır?

Diş eti kanserinin en tehlikeli yönlerinden biri, erken evredeki belirtilerin sıradan diş eti sorunlarıyla kolayca karıştırılabilmesidir. Bu nedenle diş eti kanseri belirtilerini tanımak ve sıradan bir diş eti rahatsızlığından ayırt edebilmek hayati önem taşır.

Erken Evre Belirtileri: İyileşmeyen Yaralar ve Renk Değişimi

Diş eti kanserinin en erken ve en kritik uyarı sinyali, iki haftadan uzun süre iyileşmeyen bir ağız yarasıdır. Normalde ağız içindeki küçük yaralar, kesiler veya aftlar 7-14 gün içinde kendiliğinden kapanır. Ancak bir yara bu süreyi aştığında, altta yatan ciddi bir nedeni araştırmak gerekir.

Erken evrede dikkat edilmesi gereken diş eti kanseri belirtileri şunlardır:

  • Diş etinde iki haftayı aşan, iyileşmeyen yara veya ülser
  • Diş eti üzerinde beyaz, kırmızı veya beyaz-kırmızı karışık lekeler
  • Diş etinde açıklanamayan kalınlaşma, sertleşme veya kabarıklık
  • Diş etinde dokunamayan, ancak gözle fark edilen asimetri
  • Fırçalama veya yemek yeme dışında kendiliğinden oluşan diş eti kanaması

Bu belirtilerin özellikle konforlu seyretmesi, hastayı yanıltır ve hekime başvuruyu geciktirir. Lökoplaki iyi huylu olabilirken, eritroplaki ve eritrolökoplaki lezyonların malign (kötü huylu) olma olasılığı belirgin şekilde daha yüksektir. Diş etlerinde bu tür renk değişikliklerini fark ettiğinizde, “kendiliğinden geçer” diye beklemeden bir diş hekimine başvurmanız büyük önem taşır.

İleri Evre Semptomları: Diş Sallanması ve Çene Ağrısı

Diş eti kanseri ilerledikçe belirtiler daha belirgin ve rahatsız edici hale gelir. Tümör büyüyerek çevre dokulara yayıldığında aşağıdaki semptomlar ortaya çıkabilir:

  • Herhangi bir çürük veya diş eti hastalığı olmaksızın dişlerde sallanma
  • Protez kullanan hastalarda protezin aniden uyumsuz hale gelmesi
  • Çenede sürekli ve açıklanamayan ağrı
  • Çiğneme ve yutkunma güçlüğü
  • Boyunda, özellikle çene altında ele gelen şişlik (lenf bezi tutulumu)
  • Yüzde veya çenede uyuşukluk hissi (sinir tutulumu)
  • Ağız açma kısıtlılığı (trismus)
  • Kronik ağız kokusu (halitozis)
  • Açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik

Dişlerin sallanması özellikle uyarıcı bir belirtidir. Normalde dişlerin sallanması ileri periodontal hastalık veya travma sonucu görülür. Ancak herhangi bir diş eti hastalığı öyküsü olmayan bir kişide aniden başlayan diş sallanması, alttaki kemik dokusunu istila eden bir tümöre işaret edebilir. Bu durumda genel diş hekimliği kapsamında yapılan detaylı muayene ve radyolojik değerlendirme kritik bir önem kazanır.

Kanser mi, İltihap mı? Ayırt Edici Farklar

Diş eti kanseri ile diş eti iltihabı veya ileri diş eti hastalığı birbirine karıştırılabilir çünkü her iki durumda da kızarıklık, şişlik ve kanama görülebilir. Ancak dikkatli bir gözlem, ikisini ayırt etmeyi mümkün kılar.

ÖzellikDiş Eti İltihabıDiş Eti Kanseri
Şişlik alanıYaygın, simetrikTek taraflı, lokalize
KanamaFırçalama ile tetiklenirKendiliğinden olabilir
AğrıErken evrede vardırErken evrede genellikle yoktur
Yara/ülserNadiren görülürİyileşmeyen yara tipiktir
Renk değişimiKoyu kırmızıBeyaz/kırmızı leke
Tedaviye yanıtTemizlik sonrası düzelirDüzelmez, ilerler
Diş sallanmasıİleri evrede, çoklu dişTek dişte, ani başlangıç
SertleşmeGörülmezDoku sertleşmesi tipiktir

İltihapta diş eti genel olarak kızarıkken, diş eti kanserinde belirli bir bölgede sınırlı, düzensiz kenarlı bir lezyon dikkat çeker. Diş eti iltihabı profesyonel temizlik ve düzenli ağız bakımı ile tersine çevrilebilirken, diş eti kanseri tedavi edilmedikçe ilerler ve kendiliğinden geçmez. İki hafta içinde düzelmeyen herhangi bir diş eti lezyonu mutlaka profesyonel değerlendirme gerektirir.

Diş Eti Kanseri Neden Olur? Risk Faktörleri

Diş eti kanseri, tek bir nedenden değil, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin birleşiminden doğar. Bazı risk faktörleri değiştirilemez olsa da (yaş, genetik), büyük çoğunluğu yaşam tarzı seçimleriyle doğrudan ilişkilidir.

Diş eti kanserinin risk faktörleri şunlardır:

  • Tütün kullanımı (sigara, pipo, nargile, çiğneme tütünü)
  • Aşırı ve kronik alkol tüketimi
  • İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu, özellikle HPV-16
  • Uzun süreli güneş maruziyeti (özellikle dudak kanserleri için)
  • Yetersiz ağız hijyeni ve kronik diş eti hastalıkları
  • Uyumsuz protez kullanımı ve kronik mekanik tahriş
  • Zayıflamış bağışıklık sistemi
  • Beslenme yetersizlikleri (özellikle A, C, E vitamini eksiklikleri)
  • 45 yaş üstü olmak (risk yaşla birlikte artar)
  • Erkek cinsiyet (erkeklerde görülme oranı kadınlara kıyasla yaklaşık 2 kat daha fazladır)
  • Ailede ağız kanseri öyküsü
  • Tütün ve Alkol Kullanımının Etkisi

Tütün ve alkol, diş eti kanseri gelişiminde bilinen en güçlü iki risk faktörüdür ve birlikte kullanıldığında riskleri çarpan etkisi yaratarak katlayıcı bir şekilde artırır. Bu duruma tıpta “sinerjik etki” denir.

Haccettepe Üniversitesinin yaptığı araştırmaya göre tütün, ister yakılarak (sigara, pipo, nargile) ister çiğnenerek kullanılsın, diş eti mukozasıyla doğrudan temas eder. İçeriğindeki 70’ten fazla kanserojen madde, diş eti hücrelerinin DNA’sında hasara yol açarak mutasyon zincirini başlatır. Çiğneme tütünü, sigara içmeye kıyasla diş eti kanseri açısından daha yüksek risk taşır çünkü kanserojenler doğrudan ve uzun süre diş eti dokusuyla temas halinde kalır. [1]

Alkol ise tek başına doğrudan bir kanserojen olmasa da, ağız mukozasının geçirgenliğini artırarak tütündeki zararlı maddelerin dokuya daha kolay nüfuz etmesini sağlar. Ayrıca kronik alkol kullanımı, vücudun DNA onarım mekanizmalarını zayıflatır ve bağışıklık sistemini baskılar. Bu nedenle hem tütün hem de alkol kullanan bireylerde diş eti kanseri riski, ikisinden yalnızca birini kullanan kişilere göre belirgin şekilde daha yüksektir.

Kötü Protez Kullanımı ve Kronik İritasyon

Ağıza tam uyumu sağlanamamış veya zamanla uyumu bozulmuş protezler, diş eti dokusunda sürekli bir mekanik tahriş oluşturur. Protez kenarının diş etine sürtünmesi veya baskı yapması, o bölgede kronik bir irritasyona neden olur. Kronik irritasyon, hücrelerin sürekli hasar onarım döngüsüne girmesi anlamına gelir ve bu döngünün her tekrarında DNA replikasyon hataları birikir.

Yıllar içinde biriken bu hatalar, hücrelerde kanserleşme sürecini tetikleyebilir. Özellikle uzun yıllardır aynı protezi kullanan, protezlerini düzenli kontrol ettirmeyen ve protez altında kronik yaraları bulunan hastalarda diş eti kanseri riski artar. Bu nedenle protez kullanan bireylerin yılda en az bir kez protez kontrolü yaptırması, protez altındaki iyileşmeyen yaraları ciddiye alması ve gerekirse implant tedavisi gibi daha modern alternatifleri değerlendirmesi önerilebilir.

Teşhis ve Tanı Süreçleri

Diş eti kanseri teşhisi, klinik muayene ile başlar ve histopatolojik doğrulama ile kesinleşir. Erken aşamada yapılan kapsamlı bir ağız muayenesi, şüpheli lezyonların zamanında tespit edilmesini sağlar.

Teşhis süreci şu adımları içerir:

Diş hekimi, ağız içini inceler. Diş etleri, dil, yanak mukozası, damak ve ağız tabanı detaylı olarak değerlendirilir. Şüpheli bir lezyon tespit edildiğinde lezyonun boyutu, sınırları, kıvamı ve çevre dokuyla ilişkisi kaydedilir.

Panoramik röntgen, tümörün çene kemiğine ulaşıp ulaşmadığını ilk etapta değerlendirmek için kullanılır. Kemik invazyonu şüphesi varsa ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulur.

Biyopsi ve Görüntüleme (BT/MR) Yöntemleri

Biyopsi, diş eti kanseri tanısında standart olarak kullanılan bir yöntemdir. Şüpheli lezyondan lokal anestezi altında küçük bir doku örneği alınır ve patoloji laboratuvarında mikroskop altında incelenir. Biyopsi sonucu, lezyonun kanser olup olmadığını, kanser türünü ve hücrelerin farklılaşma derecesini ortaya koyar. Biyopsi sonucu olmadan kesin tanı konulamaz ve tedavi planı oluşturulamaz.

Bilgisayarlı Tomografi (BT), tümörün boyutunu, çene kemiğine invazyon derecesini ve bölgesel lenf bezlerinin durumunu değerlendirmek için kullanılır. Özellikle cerrahi planlama öncesi kemik yapının detaylı haritasını çıkarmak için tercih edilir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR), yumuşak doku detayını BT’den daha iyi gösterir. Tümörün kas, sinir ve damar yapılarıyla ilişkisini belirlemede tercih edilir. Özellikle üst çene kanserlerinde sinüs ve orbital invazyonunu değerlendirmek için MR gereklidir.

PET-BT (Pozitron Emisyon Tomografisi), kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını  araştırmak ve tedavi sonrası nüksü erken dönemde tespit etmek için kullanılır.

Tüm bu teşhis yöntemleri bir arada değerlendirilerek kanserin evresi belirlenir ve buna göre tedavi planı oluşturulur. Evreleme sistemi  tümörün büyüklüğünü, lenf bezlerine yayılımını ve uzak organ metastazını kapsar.

Diş Eti Kanseri Tedavi Yöntemleri

Diş eti kanseri tedavisi, hastalığın evresine, tümörün lokalizasyonuna, hastanın genel sağlık durumuna ve fonksiyonel beklentilerine göre bireysel olarak planlanır. Tedavinin temel amacı; kanserli dokunun tamamen ortadan kaldırılması, hastalığın tekrarlama riskinin en aza indirilmesi ve hastanın yaşam kalitesinin korunmasıdır.

EvreBirincil TedaviEk Tedavi
Evre I (≤2 cm, lokalize)Cerrahi eksizyonGenellikle gerek duyulmaz
Evre II (2-4 cm)Cerrahi + boyun diseksiyonuRadyoterapi (risk faktörlerine göre)
Evre III (>4 cm veya lenf bezi tutulumu)Cerrahi + boyun diseksiyonuRadyoterapi ± kemoterapi
Evre IV (yaygın yayılım)Kombine tedaviKemoradyoterapi, immünoterapi

Cerrahi Müdahale ve Çene Rekonstrüksiyonu

Cerrahi müdahale, diş eti kanseri tedavisinin temel taşıdır. Erken evre diş eti kanserlerinde tümör, çevresindeki sağlıklı doku ile birlikte çıkarılır. Bu işleme “geniş eksizyon” denir. Küçük ve lokalize tümörlerde cerrahi sonrası ek tedaviye genellikle gerek kalmaz.

Tümör çene kemiğine ulaşmışsa, etkilenen kemik bölümünün de çıkarılması gerekir. Bu işleme  alt çenede veya üst çenede adı verilir. Çıkarılan kemik bölümünün büyüklüğüne göre çene rekonstrüksiyonu (yeniden yapılandırma) planlanır. Rekonstrüksiyonda vücudun başka bölgelerinden (bacak kemikleri, kaburga vb.) alınan serbest kemik greftleri veya titanyum plaklar kullanılarak çene yeniden oluşturulur.

Boyun bölgesindeki lenf bezlerine yayılma riski varsa veya yayılma kanıtlanmışsa, “boyun diseksiyonu” adı verilen cerrahi ile boyundaki lenf bezleri ve çevre dokular temizlenir.

Cerrahi sonrası ağız fonksiyonlarını (konuşma, çiğneme, yutkunma) korumak ve estetik görünümü sağlamak için çeşitli rehabilitasyon yöntemleri uygulanır. Kaybedilen dişlerin yerine tedavi süreci tamamlandıktan sonra implant tedavisi planlanabilir.

Radyoterapi ve Kemoterapi Süreçleri

Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlar kullanarak kanser hücrelerini hedef alır ve yok eder. Diş eti kanseri tedavisinde radyoterapi şu durumlarda tercih edilir:

  • Cerrahi sonrası kalan mikroskobik kanser hücrelerini temizlemek için
  • Tümör cerrahi olarak çıkarılamayacak boyut veya lokalizasyondaysa birincil tedavi olarak
  • Cerrahi öncesi tümörü küçültmek amacıyla

Radyoterapinin baş-boyun bölgesindeki yan etkileri hastanın yaşam kalitesini etkileyebilir. Ağız kuruluğu, yutma güçlüğü, tat alma değişikliği, mukozit ve çene kemiğinde beslenme bozukluğu en sık görülen yan etkilerdendir. Bu nedenle radyoterapi öncesi kapsamlı bir dental değerlendirme yapılması, sorunlu dişlerin tedavisi ve ağız sağlığının optimum düzeye çıkarılması büyük önem taşır.

Kemoterapi, genellikle ileri evre diş eti kanserlerinde radyoterapi ile birlikte uygulanır. Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini öldürmeyi veya büyümelerini durdurmayı amaçlar. Tek başına kemoterapi, diş eti kanserinde nadiren yeterli olup genellikle radyoterapi veya cerrahi ile kombine edilir.

İmmünoterapi, standart tedavilere yanıt vermeyen veya nüks eden ileri evre diş eti kanserlerinde gündeme gelebilen bir tedavi yaklaşımıdır. Vücudun kendi bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı güçlendirmeyi hedefler.

Diş Eti Kanseri Muayene ve Konsültasyon Fiyatları 2026

Diş eti kanseri şüphesi durumunda yapılan ağız içi muayene, radyolojik değerlendirme ve gerekirse biyopsi yönlendirmesi, tedavi sürecinin ilk ve en kritik adımıdır.

İşlemTahmini Fiyat Aralığı (TL)
Ağız İçi Detaylı Muayene ve Konsültasyon2.500 – 3.000
Panoramik Röntgen800 – 1.500
Biyopsi (İnsizyonel/Eksizyonel)3.000 – 7.500

Fiyatlar bilgilendirme amaçlıdır. Kesin fiyat için doktorunuza/kliniğinize danışınız. Diş eti kanseri tedavisi (cerrahi, radyoterapi, kemoterapi) onkoloji merkezleri ve devlet hastanelerinde SGK kapsamında da yürütülebilmektedir.

Sonuç: Erken Teşhis Hayat Kurtarır

Diş eti kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi başarısı oldukça yüksek olan bir hastalıktır. Ancak belirtilerin diş eti iltihabı gibi sıradan rahatsızlıklarla karıştırılabilmesi, tanıda gecikmelere yol açan en büyük tehlikedir. İki haftadan uzun süre iyileşmeyen yaralar, açıklanamayan renk değişimleri, ani diş sallanması ve boyunda şişlik gibi uyarı işaretlerini asla göz ardı etmeyin.

Düzenli diş hekimi kontrolleri, diş eti kanseri dahil pek çok ağız sağlığı sorununu erken aşamada tespit etmenin en etkili yoludur. Altı ayda bir yapılan genel diş hekimliği kontrolleri sırasında diş hekiminiz, ağız içi muayenede şüpheli lezyonları değerlendirir ve gerektiğinde ileri tetkik ve uzman yönlendirmesi yapar.

MebaDent Şişli Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği olarak, tecrübeli hekim kadromuz ve modern ekipmanlarımızla ağız içi muayene, erken teşhis ve doğru yönlendirme konusunda yanınızdayız. Diş etlerinizde kendinizi endişelendirecek herhangi bir değişiklik fark ettiğinizde vakit kaybetmeden randevu alarak kliniğimize başvurabilirsiniz.

Not: İçeriğimiz bilgilendirme amaçlıdır. Diş eti kanseri teşhis ve tedavisi, onkoloji ve ağız-diş-çene cerrahisi alanlarında uzman hekim ekipleri tarafından yürütülmelidir. Size özel kesin tedavi bilgisi için lütfen muayene olunuz.

Diş Eti Kanseri
Diş Eti Kanseri

Sıkça Sorulan Sorular

Diş eti kanseri nasıl anlaşılır?

Diş eti kanseri, iki haftadan uzun süre iyileşmeyen yaralar, diş eti üzerinde beyaz veya kırmızı lekeler, doku sertleşmesi, açıklanamayan diş sallanması ve kronik ağız kokusu gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Erken evrede genellikle konforlu seyreder, bu nedenle düzenli diş hekimi kontrolleri büyük önem taşır. Kesin tanı, biyopsi ile konulur.

Diş eti kanseri ölümcül mü?

Diş eti kanseri, erken evrede teşhis edildiğinde tedavi başarı oranı oldukça yüksektir. Özellikle tümör küçük ve lokalize iken yakalanan vakalarda cerrahi tedavi ile tam iyileşme mümkündür. Ancak ileri evrelerde kanserin çene kemiğine, lenf bezlerine veya uzak organlara yayılması tedaviyi zorlaştırır ve prognozu olumsuz etkiler. Erken teşhis hayat kurtarır.

Diş eti kanaması kanser belirtisi olabilir mi?

Diş eti kanaması çoğunlukla diş eti iltihabı veya periodontal hastalık kaynaklıdır ve tek başına kanser belirtisi değildir. Ancak herhangi bir neden olmaksızın kendiliğinden tekrarlayan, tedaviye rağmen düzelmeyen kanamalar ve iyileşmeyen yaralarla birlikte görülen kanamalar diş eti kanseri açısından değerlendirilmelidir.

Diş eti kanseri bulaşıcı mı?

Diş eti kanseri bulaşıcı bir hastalık değildir, insandan insana geçmez. Ancak diş eti kanserinin risk faktörlerinden biri olan HPV virüsü, cinsel yolla bulaşabilir. HPV enfeksiyonunun varlığı kansere zemin hazırlayabilir, ancak virüs taşımak kanser gelişeceği anlamına gelmez.

Diş eti kanseri kimlerde daha sık görülür?

Diş eti kanseri, 45 yaş üstü bireylerde, özellikle erkeklerde daha sık görülür. Tütün ve alkol kullanan kişilerde risk belirgin şekilde artar. Kronik ağız hijyeni sorunları, uyumsuz protez kullanımı, HPV enfeksiyonu ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde de diş eti kanseri gelişme olasılığı yüksektir.

Diş eti kanserinden korunmak için ne yapmalıyım?

Tütün ve alkol kullanımından kaçınmak, günde iki kez doğru teknikle diş fırçalamak, diş ipi kullanmak, altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gitmek ve dengeli beslenmek en temel koruyucu önlemlerdir. Protez kullananlar protezlerini düzenli kontrol ettirmeli, ağız içinde iki haftadan uzun süren yaraları hekime göstermelidir.

Kaynakça

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1209896

http://ssuk.org.tr/eski_site_verileri/brosur_kitap/sigaranin_agiz_ve_dis_sagligina_etkisi.pdf